Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerimizin eğitiminde kadavra vazgeçilmez bir eğitim materyalidir. Kaliteli sağlık hizmetinde en önde gelen unsur sağlık elemanlarının iyi yetişmiş olmasıdır. Sağlık alanındaki bilgiler çok hızlı bir şekilde artmakta ve yenilenmektedir. Bu nedenle sağlık eğitimi de, artan bu bilgiyi en iyi şekilde öğretebilmek için tüm yeni teknolojilerden yararlanmaya çalışmaktadır.Tıp eğitiminin temel taşlarından biri olan anatomide de birçok yenilikten yararlanılmaktadır. Ancak anatominin olmazsa olmazı insan bedeni üzerinde yapılan eğitimdir. Yüzyıllardır kadavra üzerinde çalışmalar yapılmaktadır ve henüz hiçbir teknolojik gelişme bu uygulamanın yerini tam olarak tutmamaktadır.
Kaliteli bir anatomi eğitimi için en fazla 10 öğrencinin bir kadavra üzerinde çalışması uygundur. Ne yazık ki ülkemizde bu oran ideal olanın çok altındadır. Hatta bazı tıp fakültelerinde kadavra bulunmamaktadır. Gelişmiş ülkelerde kadavra halkın bağışları ile sağlanmakta olup, binlerce kişi bedenini eğitim ve bilimsel amaçlı olmak üzere tıp fakültelerine bağışlamaktadır. Bu, toplumların bilime olan inancının ve desteğinin oldukça önemli bir göstergesidir. Ne yazık ki, ülkemizde kendini bağışlayan kişi sayısı oldukça sınırlıdır.
Ölen bir insanın yaşayanlara verebileceği, hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek en değerli hediyesi, bedenini insanlığın ve bilimin gelişimine adamaktır. Yeni gelişen endoskopik ya da minör invaziv yöntemler daha detaylı anatomik bilgiye ihtiyacı arttırdığı gibi el becerisi geliştirebilmek için de kadavra üzerinde çalışma ihtiyacını artırmıştır. Kadavra üzerinde yapılan uzmanlık düzeyindeki eğitimlerin hekim hatalarını ve hatta ölüm risklerini azaltmakta da önem arz ettiğini göz ardı etmemek gereklidir.
İnsan vücudunu sadece modeller, fotoğraflar üzerinden görmüş bir hekime muayene olmak, böyle bir cerrah tarafından ameliyat edilmek ister miyiz?
Kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizin yaşamını cerrahi becerisi iyi olan hekimlere emanet etmek isteriz. Peki cerrahi becerinin gelişmesi için ihtiyaç olunan en uygun materyal ne olabilir? Ölümden sonra defnediliş süresi bir iki günden 3-5 yıla ertelenmiş bedenlerin kadavra olarak anatomi laboratuvarlarında muhafaza edilmesi sayesinde, yaşayan bireyin bedeninde yapılması gereken cerrahi bir girişimin provası yine bir başka insan bedeninde, gerçek dokular üzerinde gerçekleştirilebilmektedir.
Bilimin faydasına inanan, bilimsel çalışmalara destek vermek isteyen ve çocuklarımızın da iyi yetişmiş sağlık personelinden (doktor, diş hekimi, hemşire, eczacı, laborant) hizmet almasını arzu eden tüm vatandaşlarımıza görev düşmektedir.
Mevcut yasalarımız Tıp Fakültelerinde insan bedenlerinin kadavra olarak kullanılmasına engel değilse de toplumun bu konuda yeterince bilgilendirilmemesi nedeni ile vücudunu bağış olarak verebilecek bireyler de bu durumdan habersiz kalmaktadırlar. Oysa doku ve organ bağışının yaygınlaşması ile ilgili yazılı ve görsel basında çıkan haberler toplumumuzun bu konuda ne kadar duyarlı olduğunu son yıllarda artan doku ve organ bağış oranları ile göstermektedir.
Organ Bağışında olduğu gibi vatandaşlarımızı çok kutsal bir hareket olarak bedenlerini ölümden sonra Tıp eğitiminde kullandırabilmek ve bunun sosyal değerini paylaşabilmektir. Böylece yüzlerce belki de binlerce insanın yaşamının kurtulmasına, hastalıklarının tedavi edilmesine katkıda bulunabilirsiniz. Kanunlarımız çerçevesinde kişi kendini ölümünden sonra eğitim ve bilimsel amaçlı bağışlayabilmektedir. Bunun yanı sıra böyle bir isteği olduğu bilinen kişinin bedeni de varislerin rızasıyla aynı amaçla bağışlanabilir. Bu konuda Kadavralarınızı Anatomi Anabilim Dalımıza ekteki ‘’Kadavra Bağışı ile İlgili Kanun ve Yönetmelikler’’ çerçevesinde ıslak imza ile başvurulmalıdır.
Bağışlanan bedenler üzerinde çalışmalar son derece katı tıp ahlakı çerçevesinde, gereken saygı gösterilerek yürütülmekte, daha sonrasında kişinin isteği doğrultusunda cenaze işlemleri yapılmaktadır.
Kadavra Bağışı ile İlgili Kanun ve Yönetmelikler
Teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini düzenleyen: Organ doku alınması, saklanması ve nakli hakkında 20.5.1979 tarih ve 2238 sayılı Kanunda;
Madde 6: “Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.”
Madde 14: “Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvaffakiyetiyle ölüden organ veya doku alınabilir.” hükümleri yer almaktadır.