Veteriner Fakültesi

Şap Hastalığı (Foot-and-Mouth Disease) Hakkında Kapsamlı Bilgilendirme

Ülke hayvancılığımızın gündemine oturan ve son zamanlarda tespit edilen yeni virus tipleriyle mücadelenin kritik önem kazandığı Şap Hastalığı hakkında, Fakültemiz Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. B. Taylan Koç tarafından hazırlanan kapsamlı bilgilendirme metni aşağıda sunulmuştur.

1. Virolojik Açıdan Şap Hastalığı

Şap hastalığı (Foot-and-Mouth Disease - FMD), çift tırnaklı hayvanlarda (sığır, manda, koyun, keçi, domuz vb.) görülen, yüksek derecede bulaşıcı ve ekonomik kayıplara neden olan viral bir hastalıktır. Hastalığın etkeni, Picornaviridae ailesinin Aphthovirus cinsinde yer alan Şap virusudur.

Bu virus, zarfsız (bazı viruslarda bulunan yapı faktörü) bir RNA virusudur. Bu yüzden etken dış ortama karşı oldukça dayanıklıdır. Antijenik açıdan farklı yedi serotipe (O, A, C, SAT-1, SAT-2, SAT-3 ve Asia-1) ayrılır. Serotipler arasındaki en önemli fark, bir serotipe karşı oluşan bağışıklığın diğer serotiplere karşı koruma sağlamamasıdır. Her ne kadar literatürde bazı serotipler arasında düşük düzeyde bir çapraz bağışıklık (cross-protection) ortaya konmuş olsa da, sahadaki mücadele ve aşılama stratejileri için bu etkinin yetersiz olduğu kabul edilmektedir.

2. Şap Hastalığının Epidemiyolojisi ve Türkiye’deki Durumu

Virus, enfekte hayvanın bütün sekret (salgı) ve eksekretleri (atıkları) ile çevreye saçılır. Başta salya ve burun akıntısı olmak üzere, süt, idrar, dışkı ve doğum suları (amnion sıvısı) gibi tüm vücut sıvıları yüksek miktarda virus içerir ve bulaşmada rol oynar.

Bu nedenle hastalık, enfekte hayvanla direkt temas, damlacık enfeksiyonu (solunum) ve virusle kirlenmiş kontamine ekipmanlar (aletler, yem, su, bakıcı giysileri, nakil araçları) yoluyla hızla yayılır. Virusun dış ortamdaki dayanıklılığı bulaşmadaki etkisini artırır; örneğin, hayvan dışkısı ve gübresi gibi organik materyallerde 2-3 aya kadar infektivitesini (hastalık yapma yeteneğini) koruyabilmektedir. Bu durum, biyogüvenlik ve dezenfeksiyon önlemlerinin ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.

Hastalığın bulaşmasında ve klinik belirtilerin oluşumunda salya ayrıca kritik bir rol oynar. Enfekte hayvanların ağzından akan ve yüksek miktarda virus içeren, karakteristik olarak 'sicim şeklinde' uzayan salya hem çevreye hem de hayvanın kendisine virusu bulaştırır. Özellikle ön ayaklara akan bu salyanın, ayakta görülen lezyonların (ayak enfeksiyonları) oluşumunda birincil etken olduğu düşünülmektedir.

Şap hastalığı, Türkiye'de uzun yıllardır "Dabak" olarak da bilinen bulaşıcı bir hayvan hastalığıdır. 1914’te Osmanlı döneminde kaydedilen ilk istatistiklere göre binlerce vaka ve ölüm yaşanmıştır. Hastalık, Balkan ve I. Dünya Savaşları sırasında yayılım göstermiştir. 1952’ye kadar virus tipleri bilinmezken, o yıl yapılan testlerle A, O ve C tipleri tespit edilmiştir. 1962’de SAT-1 tipi Bahreyn’den Anadolu’ya yayılmış, FAO iş birliğiyle Trakya tampon bölge ilan edilerek aşılamaya başlanmıştır. Asia-1 tipi ise 1973’te İran’dan Türkiye’ye bulaşmış ve trivalan aşı ile kontrol altına alınmıştır.

Zamanla tampon bölge kapsamı genişletilmiş, Trakya 1990’da ari bölge ilan edilmiştir. Ancak hastalığın zaman zaman tekrar görülmesi bu statünün değişmesine neden olmuştur. 2007’den itibaren Trakya’da hastalık görülmemiştir ve ari statünün yeniden kazanılması için başvuru yapılmıştır. 2000 sonrası ise A, O ve Asia-1 tipleri hastalık mihraklarında tespit edilmeye devam etmiştir.

1962’den bu yana görülmeyen SAT-1 serotipi ise son yıllarda ülkemizde salgınlara neden olmuştur.

3. Klinik Belirtiler

Hastalığın kuluçka süresi (virusun alınmasından belirtilerin görülmesine kadar geçen süre) genellikle 2-7 gün arasında değişmekle birlikte 14 güne kadar uzayabilir. En belirgin klinik bulgular şunlardır:

  • Yüksek Ateş: Enfeksiyonun başlangıcında ani yükselen ateş (40-41°C).
  • Vezikül (Kesecik) Oluşumu: Ateşi takiben ağız içinde (dil, damak, diş etleri), tırnak arası ve çevresinde, meme başlarında içi sıvı dolu kesecikler (veziküller veya aftlar) oluşur.
  • Salya Akıntısı: Ağızdaki yaralara bağlı olarak iştahsızlık ve "sicim şeklinde" uzayan, köpüklü salya akıntısı tipiktir. Hayvanın ağzını şapırdatması duyulabilir.
  • Topallık: Ayaklardaki veziküllerin patlaması sonucu oluşan ağrılı yaralar nedeniyle hayvan yürümek istemez, topallar ve genellikle yatar pozisyondadır.
  • Süt Veriminde Ani Düşüş: Özellikle süt sığırlarında süt verimi %50-70 oranında aniden düşer. Memedeki yaralar nedeniyle sağım yapılamayabilir veya mastitis (meme iltihabı) gelişebilir.
  • Genç Hayvanlarda Ani Ölüm: Özellikle buzağı, kuzu ve oğlaklarda virusun kalp kasına (miyokard) yerleşmesi sonucu kalp yetmezliği (Miyokarditis) gelişebilir. Bu genç hayvanlarda, ağızda yara görülmeden bile ani ölümler yaşanabilir.

Bu belirtilerin olduğu işletmeler ve çiftlikler mutlaka Tarım ve Orman İlçe Müdürlükleri’ne haber verilerek gerekli karantina ve koruma işlemleri yapılmalıdır.

 

Güncel Durum, Mücadele ve Ulusal Otorite: Şap Enstitüsü

Türkiye'de şap hastalığı ile mücadelede tek yetkili ulusal referans laboratuvarı, Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Şap Enstitüsü Müdürlüğü'dür. Ankara'da bulunan bu enstitü, sahip olduğu yüksek teknoloji, BSL-3 seviyesindeki laboratuvar altyapısı ve uzman kadrosu ile Orta Doğu'nun en büyük ve en gelişmiş şap araştırma ve aşı üretim merkezi konumundadır. Şap Enstitüsü tarafından bu yeni serotipe yönelik etkili aşı kısa sürede üretilmiştir. Hastalığın yayılımını engellemek amacıyla ülke genelinde hayvan hareketleri kısıtlanmış, hayvan pazarları tedbiren kapatılmıştır. Bu süreçte, Şap Enstitüsü tarafından üretilen 14 milyon doz aşı 81 ilde sahaya sevk edilmiştir. Aşılama çalışmaları ve alınan tedbirler sayesinde hastalığın yayılımı büyük ölçüde kontrol altına alınmış, hayvan pazarlarının açılma süreci başlamış ve halihazırda bu süreç devam etmektedir.

Yeni Aşı Başarısı:

Ülkemizde SAT-1 serotipinin teşhis edilmesinin hemen ardından, Şap Enstitüsü olağanüstü bir başarıya imza atmıştır. Enstitünün üstün Ar-Ge kapasitesi sayesinde, bu yeni virus tipine karşı etkili olacak aşı suşu ivedilikle geliştirilmiş ve seri üretimine geçilmiştir.

Bu başarı, Türkiye'nin salgın hastalıklarla mücadeledeki kabiliyetini ve proaktif yaklaşımını net bir şekilde ortaya koymuştur. Üretilen milyonlarca doz yeni tip aşı, hızla sahaya sevk edilerek risk altındaki hayvan popülasyonunun korunması için derhal uygulamaya alınmıştır. Bu hızlı reaksiyon, salgının yayılmasının önlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır.

4. Koruma, Kontrol ve Yasal Mevzuat

Şap hastalığı ile mücadele, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde yürütülmektedir.

a) İhbar (Bildirim): Şap hastalığı, ihbarı mecburi bir hastalıktır. Hayvanlarında hastalık belirtisi (ağızda, dilde, memede veya tırnak arasında yaralar/aftlar, salya akıntısı, topallık, süt veriminde ani düşüş) gören yetiştiricilerin, veteriner hekimlerin veya ilgili kişilerin, durumu derhal en yakın Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüğü'ne bildirmesi yasal bir zorunluluktur.

b) Karantina ve Kontrol: Hastalığın teyit edilmesi durumunda, yetkili otoriteler (İl/İlçe Müdürlükleri) tarafından derhal idari tedbirler alınır. Hastalık mihrakı (odağı) belirlenir, koruma ve gözetim bölgeleri oluşturulur. Bu bölgelere hayvan giriş-çıkışları yasaklanır, hayvan pazarları ve işletmeler geçici olarak kapatılır (karantina). Dezenfeksiyon işlemleri titizlikle uygulanır.

c) Aşılama: Mücadelenin temel taşı aşılamadır. Şap Enstitüsü tarafından üretilen aşılar, Bakanlığın belirlediği ulusal strateji doğrultusunda (genellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde kampanya şeklinde) uygulanır. Yeni bir serotipin (örn: SAT-1) ortaya çıkması durumunda, bu tipe özgü aşılar hızla üretilerek mevcut aşı takvimine ek olarak acil aşılama programları düzenlenir.

Sahadaki bu uygulamaların (karantina, aşılama, denetim, numune alımı) yürütülmesinden ve takibinden lokal olarak Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri sorumludur.

5. Fakülte Olarak Rolümüz ve İşbirliği Çağrısı

ADÜ Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı sahip olduğu akademik bilgi birikimi, laboratuvar altyapısı ve uzman kadrosu ile ülkemizin hayvancılığını tehdit eden şap hastalığı ve benzeri salgın hastalıklarla mücadele sürecini yakından takip etmektedir.

Bu ulusal mücadele kapsamında, Fakültemiz;

  • Salgının epidemiyolojik olarak izlenmesi,
  • Hastalık teşhisi konusunda destek verilmesi,
  • Yetiştiricilerin ve saha personelinin bilgilendirilmesine yönelik eğitim materyalleri hazırlanması,
  • Bilimsel araştırma ve ortak projeler geliştirilmesi

konularında, başta Tarım ve Orman Bakanlığımızın merkezi (Şap Enstitüsü) ve yerel (İl/İlçe Müdürlükleri) birimleri olmak üzere, ilgili tüm kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile resmi çerçevede işbirliği yapmaktan ve talep edilmesi halinde her türlü bilimsel desteği sunmaktan memnuniyet duyacaktır.

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026